Bunun birçok sebebi olmasına rağmen, en sık olarak insanların gerek iş ve gerekse özel hayatları sırasında daha fazla strese maruz kalması gösterilmektedir. Ayrıca genetik faktörlerinde baş ağrılarının ortaya çıkmasında etkili olabileceği söylenmektedir. Endüstrileşmiş toplumlarda oran kırsal toplumlara göre çok yüksektir. Bu da beslenme alışkanlıklarına bağlıdır Endüstri toplumunda hazır gıda ve rafine edilmiş gıda tüketimi fazladır. (gıdaların hazırlanışı, saklanma şekli, korunması ve sunulma şekli ile ilgilidir). Hazır gıdalarla beslenen toplumlarda oran çok artmaktadır. Bizim toplumumuzda da migren, özellikle son 30 yılda marketlerde satılan paketlenmiş hazır gıdalarla beslenen kişilerin sayısının artışına paralel olarak daha fazla görülmektedir. Bazı gıdaların çok fazla tüketilmesi de baş ağrısına neden olabilir. Örneğin; Histamin, triamin gibi biyogenaminleri içeren gıdalar (peynir, şarap), feniletildiamine içeren gıdalar da(çikolata-kahve) baş ağrısına neden olabilir.

Bütün bunların dışında kanımca en önemli sebep yaşadığımız çevrede sık olarak maruz kaldığımız fiziksel ve kimyasal toksik maddelerdir. Boyaların içeriğinde olan kimyasallar ( kursun, polietilen, benzen, vs), tarımda kullanılan yabancı ot öldürücü kimyasallar, böceklerle mücadele de kullanılan kimyasallar, kişisel temizlikte kullanılan kimyasallar,(saç boyaları, ojeler vs.) insan organizmasının normal olarak çalışmasına ciddi zararlar vermektedir. Ayrıca bu maddeler normal bağırsak florasındaki dengenin bozulmasına, dolayısıyla bağırsağın görevi olan emilim ve immünite fonksiyonlarının yeterince yapılamamasına ve sonuçta kronik baş ağrısı gibi birçok hastalığa neden olmaktadır.

Baş ağrısının diğer sebepleri arasında gelişi güzel ilaç kullanımı(özellikle antibiyotikler, steroidler, ağrı kesiciler), diş hekimliğinde dolgu malzemesi olarak kullanılan amalgam(civa, gümüş, alüminyum, kalay vs) sayılabilir. Uzun yıllardır migrenin sebebi olarak stres gösterilmiştir. Migren veya başka bir hastalıkta elbette stresin etkisi vardır. Ancak burada önemli olan stresin varolan problemi arttırdığı, su yüzüne çıkarttığı veya altta yatan sebebi provoke (uyarır) ettiğidir.

“Eğer hastalık varsa ve hastalığın adı konmuş ise tedavisi olmalıdır.” “Doğru tespit tedaviyi doğru yönlendirir.”

Tedavi

Hastalığın sebeplerine yönelik bu saptamadan sonra tedavi tamamen buna yönelik olarak yapıldığı takdirde sonuç almak çok kolaydır. Bu amaçla kliniğimize baş vuran hastalarımızdan öncelikle detaylı bir anamnez (hikaye) alınmakta ve fizik muayene yapılmaktadır. Daha sonra hastalarımıza biyorezonans yöntemi ile bazı testler uygulanmakta ve bunların sonuçlarına göre tedavi başlanmaktadır. Yapılacak bu testler hastalığın nedenini tespit etmede ve daha sonra ortadan kaldırmada bize yol göstermektedir. Yapılacak bu tedaviler her hastaya özel olarak planlanmakta ve kesinlikle hastaya hiçbir şekilde zarar vermemektedir